Bu Blogda Ara

10 Haziran 2011 Cuma

Bok Böceği İle Yapılan Bir Çalışmada, Buzullaşmaların, Günümüzdeki İklime Göre, Biyolojik Çeşitliliğe, Daha Büyük Etkisinin Olabildiği Anlaşıldı.

ScienceDaily (7 Haziran 2011) – İspanya Bilim Konseyi (Consejo Superior de Investigaciones Científicas, CSIC) tarafından yapılan bir araştırma, son buzul çağı sırasında oluşan büyük etkilerin, bok böceği ailesinde (Scarabaeidae) yer alan bok böceklerinin dağılımındaki etkilerini sürdürdüğünü ortaya çıkarttı. Avrupa’daki bu kın kanatlıların varlığı, günümüz iklimine göre, bu buzullaşmadaki iklimden, daha çok etkilenmiş görünmektedir.


Son buzullaşmadan beri, tür zenginliği ile sıcaklık değişimi arasındaki ilişki. Kırmızı hat, 0˚C sınırının günümüzdeki halini; mavi hat ise, son buzullaşmadaki halini temsil etmektedir. Aralıklı siyah çizgi, tür dağılımları farklılık gösteren, kuzey ve güney arasındaki sınırı belirtmektedir (J. Hortal’dan alınmıştır).  


 


Ecology Letters dergisinde yayınlanan çalışma, Ural Dağları’ndan İber Yarımadası’na kadar uzanan, Avrupa topraklarının farklı bölgelerindeki türlerin zenginliğini ve bu toplulukların yapısını analiz etmiştir. Bu böcek ailesinin seçilmesi, yüksek dağılma yeteneklerinden ve besin kaynaklarının (temelde, sığır ve koyun dışkısı) tüm kıtada bulunmasından kaynaklanmıştır.      

 

Bok böcekleri, yıllık ortalama sıcaklığı 0˚ C’nin altında olan bölgelerde yaşamını sürdüremeyen, tropikal kökenli böceklerdir; Ulusal Doğa Bilimleri Müzesi’nden (CSIC) araştırmacı Joaquin Hortal, “bu nedenle, bunların varlığının, kuzeye doğru, sıcaklık düştükçe, tedricen azalması beklenemez.”, diye açıklamıştır. Ancak, son buzullaşmadan beri, iklim değişikliğinin büyüklüğü ile bok böceklerinin dağılımı arasındaki ilişkinin analizi; bu böceklerin, bu değişim ölçüsüne göre, düzgün biçimde dağılmadığını, ancak biri kuzeyde, diğeri ise güneyde olmak üzere 2 farklı biçimde dağıldığını kanıtlamıştır. Horton, “İki alanı tanımlayan sınır, son buzul çağındaki 0˚C’lik yıllık ortalama sıcaklık sınırının hemen hemen aynısıdır.”, diye belirtmiştir.

 

Bok böceği türlerinin zenginliği, gerçekte, kuzeyde, güneydekinden daha düşük olmasına rağmen, diğer 2 özellik, son buzul çağının etkisi hipotezi altında açıklanabilmektedir.

 

Bunlardan birincisi, Avrupa’nın tamamında mevcut olan türlerine dayalıdır. Veriler, son buzul devrinde, 0˚C sınırıyla tanımlanan sınırın üzerindeki kuzey topraklarında yaşayan tüm bok böceği türlerinin, güneyde de bulunduğunu ve en kuzeydeki bölgeye özgü hiçbir türün olmadığını göstermektedir. Hortal’a göre, “kuzeyde soğuğa adapte olmuş eşsiz bir tür gelişemediğinden, bu, halen, mevcut olan soğuk iklime uyum sağlamanın güçlüğünün etkisidir”.            

 

Bu özellik, her bir bölgede var olan türlerin yaşına dayalı olan, ikinci gözlemle tutarlıdır. Çalışma sonuçları, ayrıca, kuzeyde, yeniden grup halinde toplanıp yerleşebilen türlerin, en yakın zamanda evrimleşenler olduğunu göstermektedir. CSIC’den bir araştırmacı, “Soğuk iklimlere uyum sağlama, son buzullaşmadan önce başlamasına rağmen, bu türler, bok böceği ailesinin (Scarabaeidae), daha yeni filogenetik kollarına aittir.”, diye açıklamıştır.           


Paylaşılan Etki

Bu nedenle, Avrupa’daki bok böceklerinin günümüzdeki dağılımı, son buzul çağının belirli etkisinin, halen, devam ettiğini göstermektedir. Hortal’a göre, “bu, günümüzdeki iklimin, biyolojik çeşitliliği etkilememesi değil, daha ziyade, bugünkü koşulların etkisinin altında, geçmiş iklim değişikliklerinin yatmasıdır. Böyle bir etkinin, şimdiye kadar belirlenememiş olmasının nedeni, Avrupa’nın kuzeyinde, daha az tür olması gibi, benzer etkilere neden olmalarıdır. CSIC araştırmacısı, şunu söylemektedir: “ bu nedenle, günümüzdeki biyolojik çeşitlilik biçimleri; geçmiş iklimsel etkilerin, şimdiki koşulların ve türlerin evrimsel geçmişinin bileşimidir”.

Bu araştırmanın sonuçları, önemli iklimsel değişimlerin sonuçlarının, çok uzun zaman boyunca, devam ettiğini göstermektedir. Hortal’a göre, “bu çalışma, günümüzde, Dünya’nın karşılaştığı küresel ısınmanın sonuçlarının analiz edilmesinde ve tahmininde hesaba katılmalıdır”. Araştırmacı, sözünü şöyle bitirmektedir: “ Eğer sıcaklık artmaya devam ederse, gezegenimizin yakın tarihinde, hiç görülmeyen bazı iklimler ortaya çıkabilir ve hem hayvanlardan hem de bitkilerden hangi türlerin, bunlara uyum sağlayabileceğini bilemeyiz; gerçekten, bunların çoğu, bu yeni iklimlerde yaşayamayacaktır.” 

Hikayenin Kaynağı:

Yukarıdaki hikaye, AlphaGalileo ile, Wiley-Blackwell’den sağlanan materyallerden (ScienceDaily ekibinin, yazımını tekrar düzenlemesiyle) yeniden yayınlanmıştır. 


Dergi Kaynağı:

Hortal, J., Diniz‐Filho, J. A. F., Bini, L. M., Rodríguez, M. Á., Baselga, A., Nogués‐Bravo, D., Rangel, T. F., Hawkins, B. A. & Lobo, J. M. Ice age climate, evolutionary constraints and diversity patterns of European dung beetles. Ecology Letters, 2011; DOI:10.1111/j.1461%u20100248.2011.01634.x



Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder