Bu Blogda Ara

1 Mayıs 2011 Pazar

Bok Böceği - Siyah Bok Böceğinin Bilgeliği

Bok böceğine, eski Mısır'da ibadet ediliyordu. Güneş'i, gökyüzünde yuvarlayan Tanrı olduğuna inanılıyordu ve Khepri (vücut bulan varlık) ile ilişkilendirilmişti. Ancak, güneşin batmasıyla, üçüncü boyuta inmesiyle ve pek çok dinsel grubun ortaya çıkmasıyla, Siyah Bok Böceği'nin bize öğreteceği bilgeliği kaybettik.

Böceklerden, pek çok bilgelik öğrenebiliriz. Eterik enerjiye (¹) uyumludurlar ve antenleriyle güneş enerjisini alabilirler. Bok böceğinin istisnası yoktur. Siyah renkleri, ısıyı ve güneşin ışınlarını çekmektedir. Siyah araçlara sahip olanlarımız, bunu kanıtlayabilir. Pek çok böcek, güneşin ışınlarını almak için antenlerini kullanır ve bunu, antenleri arasında güneş olan bok böceği (Şekil.1) ya da iki anteni arasında, kafasının üzerinde güneş olan İsis resimleriyle (Şekil.2) tasvirlenmiş olarak görürüz. Yine de, arkeologlar, sadece, kın kanatlının simgeciliğinin, güneşi, gökyüzünde yuvarlayan Khepri tanrısı gibi, dışkıyı yuvarlayan haline inanmaktadır. Düşünce tarzlarını, 3 boyutlu algılamalarının ötesine esnetmeleri gerekiyor.

Şekil.1. Temsili olarak, antenleri arasında güneş bulunan bok böceği resmi

Şekil 2. Temsili olarak, antenleri arasında güneş bulunan, İsis resmi (Resmin kaynağı: http://www.robinsonlibrary.com/philosophy/religions/egyptian/graphics/isis4.gif)


Çoğumuza, güneşin merkezinden ya da baş meleklerden elde edebileceğimiz, 7 ya da 12 ışın olduğu zaten öğretilmiştir. Bunlar, titreşimimizi artırmamızı sağlayan ve bize günlük hayatımızda, bunu uygulamamıza yardım eden enerji ışınlarıdır (Şekil.3). Böcekler sayesinde, simya ve çevreyi aydınlatma için bu ışınları nasıl kullanacağımızı öğrenebiliriz. Bu ışıklardan istifade edeceğim zaman, şahsen, bir oktahedron (sekiz yüzlü) kullanıyorum ancak bu, başka bir blogun konusudur.    

Şekil.3. Yedi Işının Dağılışı


Küçük katılım: 7 ışın, Krallar ve Kraliçeler'in olduğu kadar, Katolik Kilisesi tarafından da saklanmış bilgilerdir. Eğer Avrupa'daki kaleleri ziyaret ederseniz, bunların içinde ya da dışında, tonlarca masonluk ve içrek (ezoterik) simge görürsünüz. Buradaki, kraliyete ait, ilahi ve sıradan halkın üzerinde gösterdikleri bir simgedir. Tam, Papa'nın, "halk için Tanrı'nın aracısı" olduğuna inanması gibi, Krallar ve Kraliçeler de halkı yönetmeleri için, Tanrı'nın enerjisinin verildiği içrek bir simge ile taçlandırılıyordu. Tacın, kendi çakralarından kaynaklanan ışınların simgesi olduğunu görüyorsunuz (Şekil.4).

Şekil.4. Meşaleli, taçlı (7 ışınlı), şeritli, kırbaçlı bir mozaik, MS 2. yüzyıl, "Mitreo di Felicissimus" Mitraizm tapınağı, Ostia Antica sit alanı (Ostia banliyösü yakınlarında), Latium bölgesi, İtalya.(Fotoğrafın kaynağı: http://www.ostia-antica.org/regio5/9/9-1_10.jpg). Helena Petrovna Blavatsky, "Gizli Doktrin" adlı eserinde, taçtaki 7 ışın ile ilgili şu bilgileri veriyor: "… Artık, Gizli doktrin, bize, karşılaştırmalı benzerliğin tartışılmaz temelleri hakkında ifşa edilen bir anahtar sağlamaktadır… Devirsel ve Dönemsel devrenin belirtkesi olan, Hint anka kuşu (Garuda), temsilleri, "arif kıymetli taşlar" ile son derece dolu olan, "İnsan-Aslan" Singha… Aslanın tacının 7 ışınının üzerinde, onlara karşılık gelen uçlarında, pek çok halde, Yedi Göğe tanıklık eden, Yunan alfabesinin 7 ünlüsü (AEHIOYW) durmaktadır. Garuda, tanrı Vişnu ile sonsuza dek bir arada olduğu büyük devirin ya da "Maha-Kalpa"nın belirtkesi olmasının yanında, ayrıca,  Güneş'in ve Güneş döngüsünün (Güneşin yüzeyine çıkan manyetik akım miktarı, "güneş döngüsü" denen döngü halindeki, ortalama 11 yıllık devrelere göre farklılık göstermektedir. Bu döngüye, bazen, güneş lekesi döngüsü de denmektedir.)  belirtkesi olduğu için, bu, Güneş aslanıdır ve Güneş döngüsünün belirtkesidir. Hatta C. W. King, şunu belirtmektedir: "(Güneş aslanlı ve ünlüleri olan kıymetli taşın) ana anlamı ne olursa olsun, o, muhtemelen, arif ikonografinin gerçek fıskiye başı biçimindeki mevcut şekliyle, Hindistan'dan alınmıştır."


Öyleyse, bok böceğine odaklanalım (Şekil.5).

Şekil.5. Siyah bok böceği


Koklama duyusu olan bok böceği, taze olarak bırakılmış herhangi bir dışkıya, tüm hızı ile hücum etmektedir. Genellikle, eşlerini yanlarında götürürler ve yumurtalarını bırakıp, çevresinde dışkı topağı oluşturmaya başlarlar. Ayrıca, sonradan gelip kendilerinden onları çalmaya çalışanlara karşı, birlikte dışkılarını savunmak ve takım olarak hareket etmek zorundadırlar (Patrikliğin ortaya çıkmasıyla, orada, sadece, erkek kın kanatlıların bulunduğunu öğretmeye başladılar. Yanlış bir öğretidir). Eğer erkek Bok Böceği, eşi olmadan dışkıyı bulursa, onu, yuvasına, arka ayaklarıyla, geriye doğru, tek başına yuvarlar ve toprağın altına kazdıkları çukura götürüldükten sonra, yumurtalarını bırakırlar. Ve onu yuvasına yuvarlarken, daima dışkıya sıçrayıp yuvarlanma dansı yaptığını ve sonra yeniden yuvarlamaya devam ettiğine dikkat edersiniz.



Yukarıda açıkladıklarım, 3 boyutlu gözlerinizle görebileceğiniz şeylerdir. Dışkının, yumurtalarından çıktıktan sonra, bebek kın kanatlıların beslenmesi için çok önemli olan besinlerce zengin olduğunu anlıyoruz. İyi bir koza örmeye yarar ve yumurtaları avcılardan korur. Böylece, 3 boyut enerjisinin, kın kanatlıların üremesine nasıl uygulanacağını anlıyoruz. Ancak, eterik enerji için durum nasıldır? Bok böceği, tam tüm böceklerin yaptığı gibi, eterik enerjiyi uygulamakta ve kullanmaktadır, ancak bilgelik uzmanı olarak, diğer tüm böceklerin üzerinde olmasını sağlayan şey, bunları yapma biçimleridir.

Kın kanatlı, dışkıyı bulup, cup diye önüne düştüğünde (bok -bana eşlik etmeniz için size yalvarıyorum- burada, önemli bir noktaya değinmek istiyorum), ondan, en iyi şeyi yapar. Onu alıp; atık ürün, kötü kokulu ve kaba olarak gördüğümüz şeyden, hayat yaratma içgüdüsüyle programlanmışlardır. Onu, olumsuz olarak görürüz ve onun için kullandığımız isim, kötü bir kelime olduğu düşüncesidir. Bazen, "olur böyle şeyler" (shit happens) diye söyleniriz. Ancak, kın kanatlı örneğinden, bulunduğunuz yerde tam önünüze veya belki ayakkabınızın bile üzerine dışkı cup diye düştüğünde, ne yapabileceğimizi öğrenebiliriz.

Büyük fark yaratacak olan şey, ona ilişkin algınızdır. Bir kın kanatlının algılanması, hayatı yaratmak için büyük bir fırsattır. Onu, kendisinden topak yapmak için alırlar. Her zaman, güneş ışınlarını, dışkı topaklarına eterik enerji uygulamak için kullanırlar. Eterik dünyada, olanların birazını, 3 boyutlu gözlerimizle görmemize yardım eden, siyah sırtlarındaki gökkuşağı renklerini görebilirsiniz. Ancak, gökkuşağı, Gökkuşağı Yaprak Böceği'nde daha belirgindir. Dışkıdan yavrularına getirilen, sadece, besin olarak vitamin değil, aynı zamanda dışkıya alınan güneşin enerjisi ve vitaminleridir. Kın kanatlı, birkaç fit dışkı topağını yuvarladıktan sonra, dışkının tepesine emeklemekte ve hangi yöne yuvarlamaya devam edeceğini bilmesi için, yuvarlanma dansı yapmaktadır. Yolunu tıkayan bir engel olup olmadığını, antenleriyle hissedebilir. Ancak, küçük dansı, sadece, kendi büyüklüğünün 10 katını bulabilen bir nesneyi yuvarlatan güç bakımından, kendisine, güneşin evrensel enerjisini (prana) (²)  depolama şansı vermez, aynı zamanda dışkıdaki enerjiyi de alabilir.

Buradaki bilgeliği görüyor musunuz? Hayatımızda olan kötü bir durumu ya da "dışkı"yı alabiliyoruz ve içerisine yumurta yerleştirebiliyoruz. Herhangi bir dışkıdan, harika bir şey yaratabilirsiniz. Sadece, eterik enerjiyi almaya ve çevresindeki eterik ışınları yuvarlamaya ihtiyacımız var. Bunu, bok böceklerinin yaptığı gibi görün: Kalplerimizde, yumurtalar biçiminde sahip olduğumuz rüyadan, hayatı getirme veya hayatı yaratma şansı. Ve çevresindeki eterik enerjiyi yuvarladıktan sonra, onunla çalışmaya kısa bir süre ara vermeye ve üzerinde dans etmeye, güneşin eterik ışınlarını depolamaya gereksinimimiz var. Aynı zamanda, onunla ilerlemeniz gereken yönü belirlemeniz ve eğer yolunuzda engel varsa, dışkıyı alıp engelin etrafında yuvarlamanız için zaman harcamalısınız. Ve onu, yuvanıza götürmeye!

EKLEME:

Bok böceğinin, arka ayaklarıyla, geriye doğru dışkıyı yuvarladığını belirtmeyi unuttum. 3 boyutlu anlayışımızla, arka ayaklarını kullanarak, dışkıyı yuvarlamak için daha fazla güce eriştiğini söyleriz. Ancak kın kanatlıdan gelen bilgelik, geriye doğru yuvarlamasının; belirli bir yöne bir şeyin yuvarlanması için, enerjimizi uygulama biçimimizin akışına karşı gitmek olarak görülebileceğini göstermektedir. Hep, kendimizi, rüyayı ileri doğru hareket ettiriyor gibi görürüz ve onlarınkini edinmek için, katetmemiz gereken mesafeye baktığımız zaman, biraz bunalmış olabiliriz. Geriye doğru faaliyet gösterdiğinden ve ön ayakları üzerinde durduğundan, kın kanatlının, kaderinin ne kadar uzakta olduğu hakkında hiçbir fikri yoktur. Tüm enerjisini, kaderinin ne kadar uzakta olduğuna bakarak israf etmez. Sadece, yolu boyunca, dışkısını yuvarlar. Muhtemelen, bir güç karşısında hareket etmeniz gerektiğini hissetmeme anlayışımızı uygulayabiliriz. 3 boyutlu algınızın akışı karşısında, onu geriye yuvarlayın. Geriye doğru yürüyerek, kaderinize yolculuk yapın. Güçle yuvarlayın ama ona karşı olmayın. Kendi yansımanıza karşı mücadele ettiğiniz için, asla rüya ile mücadele etmeyin. Öyleyse, kendisinden harika bir şey yaratacağınız, geriye doğru algımızda gerçekleşen dışkıyla yuvarlanın. Bu, sadece, onu uyguladığınız ve kendinize "bir güce karşı koymamak ama onu, başarmak istediğim büyük bir şeye doğru yuvarlamak için geriye doğru nasıl ilerletirim?", diye sormanız gerektiğinde olmaktadır.

(¹): Bizler, her birimiz, enerjilerden meydana geliyoruz; tüm bu enerjiler, birbirleriyle bağlantı içindedir ve gezegenimizin enerjiden oluşan yapısının sentezidirler. Bu enerji yapısına “eterik” adı verilir. Ayrıntılı bilgi için: http://reikienerjivekuantummerkezi.wordpress.com/temel-aura-ve-cakra-bilgileri/aura/

(²): Yoga bilimine göre, Prana, evrende var olan tüm enerjinin toplamı olan enerjidir. Ayrıntılı bilgi için: http://tr.wikipedia.org/wiki/Prana



Kaynak: http://www.galacticroundtable.com/forum/topics/the-scarab-the-wisdom-of-a

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

Her Hakkı Mahfuzdur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder