Bu Blogda Ara

27 Mart 2011 Pazar

İNSAN KÜLTÜRÜNDEKİ BOK BÖCEKLERİ

Özet
Dünyanın her yerindeki, özellikle sanayileşme öncesi ve sanayileşmemiş insanlarca, bok böceklerinin (Coleoptera: Scarabaeidae) kullanımı gözden geçirilmektedir. Bu kullanımlar; (1) din ve folklorden, (2) geleneksel tıptan, (3) gıdadan, (4) kıyafet ve vücut süslemeden oluşmaktadır. Bir zamanlar, eski Mısır'da yaygın olan bok böceklerinin, dinde veya evren biliminde kullanımı, günümüzde, diğer kültürlerde, sadece, nadiren görülmektedir. Eskiden önemli sayılabilmelerine rağmen, bugün, bok böceklerinin geleneksel tıptaki rolleri azalmıştır. Bu böceklerin günümüzdeki hakim kullanımları, muhtemelen geçmişte de, larva safhası vurgulanmakla birlikte, gıda şeklindedir. Son olarak, özellikle büyük ve parlak renkli bok böcekleri (ya da bazı yerleri), (çoğunlukla Yeni Dünya'da) vücudu süslemek ve için ya da kıyafet olarak kullanılmaktadır.

"Rüyalarının doğrultusunda ilerleyenler ve hayal ettiği hayatını yaşamaya cesaret edenler, olağanüstü bir başarıya ulaşırlar." -- Thoreau

Bu makale, samimi birşekilde, uzun yıllar Neotropiklerdeki azimli arazi çalışmalarına ithafen Henry Howden'a ve keşfinden ve araştırmasından sağlanmış bok böceği sınıflandırması üzerine pek çok kaliteli makalesine adanmaktadır. Henry'nin şanlı kariyeri, bok böcekleri hakkındaki tüm bildiğimiz şeylere, anlatılamayacağımız kadar büyük katkılar sağlamıştır. Öğrencilerinin ve meslektaşlarının hepsi, onun akıl hocalığından, tavsiyelerinden ve bilgi birikiminden istifade etmişlerdir. Onlarca yıl, dünya toplumunda, Bay Bok Böceği olarak tanınmıştır. Onun, bir arkadaşım ve meslektaşım olmasından ve kariyerimin, kendisinden, maddi yönden etkilenmiş olmasından ötürü gurur duyuyorum.
Aşağıdaki inceleme, bok böceklerinin, dünyanın her yerinde, sanayileşme öncesi veya sanayileşmemiş insanlarca çeşitli kullanılma veya algılanma biçimlerini, örnekleriyle açıklamaktadır. Ruddle (1973), sanayileşme öncesi toplumlarda böceklerin kullanımı üzerindeki bilimsel yayınların, hem dağınık hem de kıt olduğunu ve genellikle baştan savma olduğunu belirtmiştir. Böceklerin, gıda olmayan kulanımlarına, genellikle, değinilmemektedir ve bu, pek çok böcek bilimcisinin, böcekleri algılamasındaki güçlü, kültürel olarak koşullu tiksinmeden kaynaklanabilir. Ruddle, bu araştırmacıların, böcek yemeyi, tuhaflık ya da barbarlığının bir kalıntısı olarak gördüğünü ve bunun, maalesef, yerli halkı, araştırmacılardan, bilgiyi kendilerine saklamaya yönelttiği sonucuna varmıştır. Bu tartışmaya, bok böceklerinin günümüzdeki teknolojik toplumlarca kullanımını dahil etmiyorum çünkü bu, genellikle, tarımsal ve sanatsal uygulamalardan oluşmaktadır. Örneğin, bok böcekleri, çoğunlukla, çağdaş kültürlerce sanat (resim, heykel, sepetler, tahta, vernikli tahta eşyalar) için kullanılmaktadır. Benzer biçimde, Malezya'daki ve Filipinler'deki Xylotrupes gideon (L.) (Dynastinae) gibi, boynuzlu gergedan böcekleri arasındaki kavgaları üzerine, iddia biçiminde eğlence olarak ve oyuncak olarak bok böceklerinin yaygın kullanımı bulunmaktadır. Bu tipten kullanımlar, bu özel uygulama için sayısız miktarda ve çeşitliliktedir. Aşağıda, bok böceklerinin her bir kıtadaki kullanımını tartışıyorum. Kullanımlarının bazıları tarihsel iken, diğerleri, bok böceklerinin çağdaş kullanımlarını yansıtmaktadır.

Afrika

Kutsal Mısır Bok Böceği
İnsanlık tarafından belgelenmiş ilk bok böceği kullanımı, İlk Hanedan başlarında (MÖ. 3000 dolaylarında) , eski Mısırlılar'a ait bok böceği şeklindeki küçük bir kaymak taşı çantadır. Bazı bok böceklerinin davranışı ve yuva yapma faaliyetleri, Mısırlıların, bunlara yönelik, tarihi MÖ 2700'e kadar uzanan karmaşık bir simgecilik oluşturmalarına yol açmıştır.
Tarihsel olarak, Kheper, Scarabaeus, Gymopleurus, Copris ve Catharsius cinsi bok böcekleri (tüm Scarabaeinae ailesi), eski Mısır mitolojisinde önemli ve göze çarpan bir rol oynamıştır. Cambefort (1994), ilk bok böceği simgesinin, metalik Kheper aegyptiorum (Latreille) olduğunu ileri sürmüştür. Toplu biçimde kutsal bok böceği olarak bilinen bu böcekler ve bunların yuvarlanma davranışı [en azından, yukarıdaki ilk üç cinste; Copris ve Catharsius, topak (dışkı) yuvarlayıcı değildir.], Mısır çoktanrıcılı evren kuramının belirli kısımlarını simgelemiştir. Ra'nın, bok böceği olarak simgelendiği ve güneşin, dışkı topağı olarak resimlendiği bir kült (dinsel ibadet sistemi) gelişmiştir. Topağını iten bok böceği, güneşe, gün içerisinde, gökyüzündeki yolculuğunda eşlik eden Ra'nın yeryüzünde belirmesiydi (Şekil.1). Tahminen, güneşin batışı ile bok böceğince dışkı topağının toprağa gömülmesi arasında ilişki vardı.
Klausnitzer'e (1981) göre, bok böceği eserleri, MÖ 3000'lere değin bilinmektedir ve Yeni İmparatorluk'un ( MÖ 700-30) son dönemine ait mumyalanmış bir bok böceği bulunmuştur. Hiyerogliflerde (resim yazı), yaratıcı gücün, bok böceğince simgelendiği görülmektedir ve bu glif (yiv), Yaratma Tanrısı, Khepri'nin simgesi olarak yorumlanmaktadır. Ayrıca, bok böceği, "... haline gelmek", "oluşmak" ya da "oluşan varlık" anlamına gelen soyut kavramı tasvir ediyordu.
MÖ 200'den sonra, Orta Krallık döneminde, bok böceklerinin rolüne ilişkin önceki yorumlar, böceği, ölümden sonra hayatı güvenceye alan doğaüstü güçlerle itibarlandırılacak şekilde değişti. Bu, kısmen, tüm bok böceklerinin, erkek olduğu ve kendi yavrularını yaratabildiği inancından gelişmiştir. Bu nedenle, Güneş Tanrısı Ra, iki karşı cinsin birleşmesi ile değil, ilk özden ortaya çıkmıştır. Böceğin hayat döngüsüne dair bilgi eksikliği, onun gizemine katkıda bulunmuştur.
Cesede benzer mumyadan (pupa) beliren bok böceğinin gözlenmesi, yeniden doğuşa benzetilmiştir. Cambefort (1994), Mısır papazlarının, (battıktan sonra) yerin altında, güneşin geçirdiği evrelerin, bok böceğinin başkalaşımıyla temelde aynı olduğunu düşündüklerini ileri sürmüştür. Güneş, günün sonunda, toprağa, aynı bok böceği ve dışkı topağında görüldüğü gibi giriyordu. Daha sonra, güneş, yerden, yine bok böceği tanrı Khepri olarak doğduğunda, ertesi gün yeniden doğmasına yol açan kheprusa ya da başkalaşıma uğrarken, yerin altında, batıdan doğuya hareket ediyordu. Eğer bok böceği ve güneş, ölümden ve dönüşümden sonra dünyadan yeniden doğabildiyse, öyleyse, bu, neden insanlar için mümkün olmasın idi? Cambefort, bok böceğinin pupa evresinin, insan mumyalama sürecine ilham verdiğini varsayıyordu. Mumya, yeniden doğuştan evvel, geçici bir koşul olan bok böceği pupasının taklidiydi. Bok böceklerine verilen Cheper (Keper) ismi; ona atfedilen tanrımsı güçlerin; yani kendiliğinden oluşum, "oluşmak" ve ölümden sonra aynı biçimde yeniden doğuşun, tanımlayıcısıydı.
Klausnitzer (1981), Osiris tanrısı kültünün yayılmasıyla ve onunla bağlantılı ölünün yargılanması kavramıyla, yeşil taşla (yeşil, özellikle şans rengidir.) mezar odalarındaki ölünün kalbinin yerini almaya başlamış ve mumyaların sargıları içerisine yerleştirilmiştir. Bu kalp bok böcekleri, çoğunlukla, Mısır Ölüler Kitabı'ndan dize içeriyordu. Kıyamet Günü'nde, gerçek kalbin, sahibinin aleyhinde tanıklık etmemesi gerektiği düşüncesi, bu bok böcekleriyle bağlantılıydı.
Kendisine atfedilen sihirli güçler sayesinde, bok böceğinin sureti; muskalarda, mücevherlerde ve mühürlerde şekillendi (Şekil.2). Firavun III. Amenofis (MÖ. 1400 dolaylarında), günümüzde ihraç edilen, anma vesilesi olan madeni paralara çok benzer bir şekilde, bok böcekleri basıp yayımlayarak, özel vesileleri (evliliğini ya da bir avını gibi) anmaktadır (Şekil.3). Bu bok böcekleri, çoğunlukla, büyük hacimliydi ve mükemmel ustalığa sahipti (Şekil.4). Bok böcekleri, kısa bir süre sonra, daha genel olarak, iyi şansla bağlantılı hale geldi ve zanaatçılar, taştan veya pişmiş kilden imal edilmiş şekilde, bunların üretimini, giderek artırdı. Oval alt tarafı, çoğunlukla, tanrıların simgelerini ya da isimlerini olduğu kadar, "iyi şans", "hayat" veya "sağlık" gibi bir yazı taşıyordu. Bok böcekleri, ipler ya da krom tel üzerine diziliyordu ve boyna takılıyordu. Bok böcekleri muskalarının kullanımı, Mısır'ın sonraki hakimleri, Persler, Makedonlar, Romalılar ve özellikle Fenikeliler dahil pek çok kültür tarafından, iyi şans muskaları olarak kullanılanacak derecede genişlemiştir. Cambefort (1994), bok böceklerinin, Kartacalılar için çok önemli olduğunu ve Mısır'dan büyük miktarda getirtildikten sonra, bunların mezarlarında, bol miktarda bulunduğunu belirtmiştir. Sardinya Adası, bok böceği üretim sanayisini geliştirmişti ve buradan, Roma'ya, pek çok süs bok böceği gidiyordu.
Şekiller. 1-4. (1) İki yeşil, kutsal Habeş maymunu arasındaki mavi bok böcekli dikdörtgen kolye ucu. Kolye ucu, altın; lacivert taşı, firuze ve akikten (karnelyan) yapılmıştır. Fotoğraf, Kahire Müzesi'nin izniyle. (2): Altın, lacivert taşı, kuvars ve akikten (karnelyan) yapılmış pazıbent. Tutankamun sergisinden Margarate Busing'in fotoğrafı.(3): MÖ 1580 yılında, Yeni İmparatorluk Dönemi'nden kral III. Amenofis'in avını vurgulayan, anma vesilesi olan kalp bok böceği. Bu makalenin yazarı Brett C. Ratcliffe'nin fotoğrafı. (4): Mısır, Karnak'taki Amun Tapınağı'ndaki dev granit bok böceği. C. Messenger'in fotoğrafı.


Bok böceklerinin, görünüşte, kendilerine atfedilen tıbbi güçleri de bulunmaktaydı. Bunun kökeni, muhtemelen, dinsel saygıdan kaynaklanıyordu. Muskalar, kötü büyülere karşı koruyucu olarak takılıyordu ve birkaç papirüs kağıt belgede, bok böceklerinin halk tıbbında kullanıldığına dair bilgiler yer almaktadır. Bugün bile, Kahire'deki ve Nil Vadisi'ndeki evsel endüstri; turist ticareti ve daha az oranda zarif mücevherat amaçlı bok böcekleri üretmeye devam etmektedir.
Afrika'nın Geriye Kalanı
Afrika, özellikle Sahara'nın güneyi, çeşit çeşit bok böceği faunasına (tüm hayvanlar) sahiptir. Ayrıca, bu bok böceklerinden bazısı, nispeten büyük [örneğin, her ikisi de Dynastinae (gergedan böcekleri) alt ailesinden Augosoma centaurus [Fabr.] ve Oryctes türleri] olup; yine de, giyim eşyası, başlık, mücevher veya törensel nesne parçalarının üzerine, süs olarak, bok böceği vücut kısımlarının (özellikle elitra, pronotumlar [böceklerde, birinci göğüs bölütünün sırt bölgesi] veya boynuzlar) kullanımına değinen herhangi bir bilgiye aşina değilim.
Güvenli verilerin elde olmamasına rağmen, böceklerin, pek çok aborjin topluluğunda; hem belirli mevsimlerde, diğer besin kaynaklarının tamamlanmasında hem de mahsulsuz zamanlarda, protein eksikliğinin giderilmesinde, önemli bir beslenme kalemi olduğu bilinmektedir. Yerel avcı-toplayıcılar veya sadece kendi besinini temin eden çiftçiler, geleneksel olarak böcek yemektedir ve Afrika'nın pek çok yerindeki insanlar, insan besini olarak, bok böcekleri dahil, sürekli olarak, bok böceklerini kullanmaktadır. Hayvan sürülerine rağmen, temelde etyemez, kırsal bölgede yaşayan bir halk olan Madagaskar'daki Betsileolar, mayıs böceği (Melolonthinae) tırtıllarını, diğer böcekleri ve küçük balıkları yemektedir.
Tessman (1913), büyük sentaur böceğinin [Augosoma centaurus (Fabr.)] larvasının, Kamerun'daki bunun hakkında yeterli bilgisi olmayan, Pangwe erkeklerine yasaklanmış olduğunu kaydetmiştir. Popillia femoralis Klug'ın (Rutelinae) erginleri, Kamerun'un Dschang bölgesinde, sepetler içerisinde, gıda olarak satılmaktadır. Ghesquiere (1947), tropik Afrika'daki neredeyse tüm yerel marketlerde, canlı ya da yağda kızarmış olarak, Platygenia türlerinin (Cetoniinae: Altın böcekleri) satıldığını ve ayrıca, A. centaurus'un (sentaur böceği) larvasının tüketildiğini gözlemiştir. Oryctes boas'ın (Fabr.), O. owariensis'in (Palisot de Beauvois), and O. monoceras'ın (Olivier) (Dynastinae: gergedan böcekleri) larvaları ve bazen erginleri, Güney Afrika'da yenmektedir. Bazı Goliathus (Golyat böceği) türlerinin larvaları, Kongo'da, nefis yiyecek olarak kabul edilirler. Mısırlı bedeviler, Scarabaeus sacer L. (kutsal bok böceği) (Scarabaeinae) erginlerini, fırında kızartıp, tuzla yerler; oysa, Hope'un ve Bodenheimer'ın (1951) her ikisi de, Kuzey Afrika'daki bazı kadınların, uygun derecede tombulluğa (bölgedeki bir çekicilik özelliği) ulaşabilme düşüncesiyle, ergin bok böceklerini rapor etmiştir. 
Reitter (1961), söz konusu büyük böceklerle (yaklaşık 40-65 mm) ilişkilendirdikleri "özel güçler"i elde etmek için, Güney Afrika'lı Buşmanlar ve Hotantolar, gergedan böceklerini [muhtemelen Oryctes (gergedan böceği) türlerini ya da sentaur böceğini (Augosoma centaurus)] yemektedir. Bu, taklit maksatlı büyü olarak bilinir ve bu dinsel ayinler (ritüeller), Cherry (2005) tarafından gözden geçirilmiştir.
Kın kanatlı böceklerden kaynaklanan büyüsel özellikler konusunu ayrıntılarıyla açıklayan Klausnitzer (1981), dikkat çekici bir şekilde, boynuzlu olan tropikal gergedan böceklerinin, afrodizyak (cinsel istek uyandırma) işlevi gördüğünü açıklamıştır. Böyle bir iksirin etkin olması inancı, bu bok böceklerindeki vücut büyüklüğünün ve özellikle boynuzların gelişimindeki artıştan destek almıştır. Pek çok reçetede, görünüşe bakılırsa, boynuzların, tek başına, suya atılması tavsiye etmiştir ve bu şekilde hazırlanmış afrodizyak ilaçları, günümüzde de kullanılmaktadır.
Avrupa
Eski Yunanlılar ve Romalılar, Mısır kutsal bok böceğini, değişen derecelerde benimsemişlerdir. Bu, Mısır "ölümden sonra hayat" mesajlarının bileşimlerini, ölüler diyarındaki yargılanma sırasındaki "dengenin koruyucusu"na ya da güneş tanrısı simgeciliğine dahil ettirmeden, temelde, bok böceğini, iyi şans muskası olarak, işlev görür hale getirdi. Kuzey Suriye'den geldiği sanılan iki bok böceği, son zamanlarda, güney Türkiye'deki Uluburun'da keşfedilen bir Bronz Çağı gemi enkazında keşfedilmiştir. Nefertiti'nin isminin geçtiği eşsiz bir altın bok böceğiydi. Nefertiti; Mısır'daki tek tanrıcılığın kurucusu, kabul edilmiş öğretilere karşı olan 18. Hanedanlık, Mısır firavunu Akhenaton'un (MÖ. 1352-1336) karısıydı. Ticaret gemisi, MÖ 1300 dolaylarında batmıştı ve muhtemelen Kenan Ülkesi kültürüne aitti. Bir başka yerde, Girit adasında, gergedan böceklerinin (muhtemelen Oryctes türleri) el büyüklüğündeki resimleri, tarihi yaklaşık MÖ 1600'e uzanan bir Minos mabedinde yapılan kazıda bulunmuştur. Romalıların, özellikle bok böceğinin koruyucu güçlerine, özellikle savaşta, büyük inançları vardı ve pek çok yapma bok böceği, tarihi MÖ. 400'den öncesine uzanan Roma mezarlarında bulunmuştur. Son zamanlara kadar, eski madeni paraların üzerinde, hep, bok böceği ve onun dışkı topağı olarak görünen, gerçekten, tek kın kanatlı olarak, sadece, bok böceğidir. Sadece, birkaç eski Yunan ve Roma madeni parası, bunun tasvirini taşımaktadır. Polonya, üzerileri Lucanus cervus (L.) denen geyik böceğiyle süslü iki göz alıcı Zloti madeni parası piyasa sürdü.
Ortaçağ'da, Reitter'e (1961) göre, dinsel mahkemeler (sivil mahkemelerin aksine), gerçekten, ekinlere tehlike oluşturacak ve hayatı ve toplumun arazisini etkileyecek kadar büyük sayılara ulaştıklarında, zararlı hayvanlara (sıçanlar, fareler, tırtıllar, çekirgeler, mayıs böceği [Melolontha türleri, Melolonthinae]) larvaları) karşı davalar açtılar. Mahkemenin niyeti, bu hayvanları, kayba neden olan veya tehdit oluşturan faaliyetlerinden feragat ettirtmekti. Yargılama usulleri; dualardan, vaizlerden, şeytan çıkarmalardan ve kutsal suyun kullanılmasından oluşuyordu. İlk duruşma gününde, savcı, sanık (mahkemedekilerin temsilcileri) aleyhindeki suçlamaları okuyordu. Hakim, üç kez, onlara, gazaplarıyla ve lanetleriyle bölgeyi terk etmelerini emrediyordu ve sanıklar, daha sonra, serbest bırakılıyordu. Beklendiği gibi, bunun, hiçbir etkisi yoktu. Üç gün sonra, mahkemenin ikinci safhası, Piskopos ve temsilcilerinin önünde gerçekleştiriliyordu. Davacı, sanığın, ilk mahkemenin kararlarını dikkate almamasını göz önünde bulundurarak, hükmün uygulanmasını talep ediyordu. Bunun sonucu olarak, yargıç, onların yakınlarına beddua ettiği halde, birkaç sanık, mahkemenin önüne çıkarılıyordu ve idam ediliyordu. 1478'de, Lozan (İsviçre) Piskoposu, tüm kırsal bölgelerde, tahribata yol açan mayıs böceklerinin kurtçuk larvalarına karşı yargılama usülleri kurdu. Larvaların, sıradan bir vaiz tarafından kilise kürsüsünden afaroz edildiği açıklandı ve bunun üzerine, dinsel örgütten, üç kez, "Selam, ey Meryem!" ve üç kez, Hazreti İsa'nın öğrettiği "Rabbin duası" söylenerek destek istendi.
Avrupalılar, hem erginlerini hem de larvalarını tüketmeye başladıklarında, mayıs böceklerine karşı daha aydınca bir tutum gelişti. İntikam değil, beslenme bir unsurdu. Meyer-Rochow'un belirttiği gibi, Avrupa menülerinde böceklerin olmaması, oldukça yenidir. İnsanların böcek yemesinin nedeni, sadece daha büyük av hayvanlarının eksikliği değildi. Böcek korkusunun, eskiden, neredeyse her kültürde son derece yaygın olması (gıda ya da protein sıkıntısına bakılmaksızın) gerçeği, böcek yemenin başka nedenleri olduğunu göstermektedir. İlk insanların, böcek yemeye karşı hep içgüdüsel bir tiksinti duydukları şüphelidir ve temelde, böceklerin itici olduğunu gösteren herhangi bir şeyin varlığı konusunda kanıt bulunmamaktadır. Böcekler, yüksek besin değeri olduğundan ve bolca bulunduğundan dolayı tüketiliyorlardı ve halen de tüketilmektedirler. Cherry'nin (kişisel ifadesi, Ocak 2006), varlığını reddetmesine ve et ve balık kaynaklarının artmasından dolayı, dünyamızdaki kültürlerin, böcek yemekten kolaylıkla vazgeçtiklerine inanmasına rağmen, besin olarak böceklerden tiksinilmesi, yeni oluşturulan bir gelenektir ve batı medeniyetinin ön yargısıdır.
Avrupa'daki bok böcekleri, geriye kalan kısımları çok kitinli olduğu için, erginlerin karınlarının ve göğüslerin yeğlenmesine rağmen, pek çok biçimde hazırlanmaktadır; larvaların baş kapsülü haricindeki her yeri kullanılabiliyordu. Illiger (1804), Mayıs böceklerinin (Melolontha türleri) hazırlanmasına dair tarifler sunmuştur ve geçen yüzyılın (19. yüzyıl) sonuna değin, en iyi Fransız lokantalarında mayıs böceği çorbasını bulmak mümkündü. Westerman, mayıs böceklerinin Avrupa'daki bazı dağ halklarınca yendiğini açıklamıştır. Hope, mayıs böceklerinin (Melolontha türleri) ve Rhizotrogus pini'nin (Olivier) (Melolonthinae) (çamlarda görülen kızıl sarı veya kızıl renkte küçük mayısböceği), Moldova'da ve Eflak'ta tüketildiğini göstermiştir. Oldukça eğlendirici "Neden Böcek Yemeyelim" kitabında, Melolontha vulgaris Fabricius denen mayıs böceğini yemeyi şöyle şiirleştirdi:
"Mayıs böcekleri, sadece yaygın bulunmayıp aynı zamanda en iyi sunulabilen büyüklüğe ve tombulluğa sahiptir. Bu raundun tekdüzeliğini değiştirecek yeni bir başlangıç yemeği keşfetmek isteyen ev sahiplerine ne güzel bir Allah'ın lütfu! Diğer yönlerden böyle büyük adımlar yaratacak olan icat, neden aşçılıkta yerinde saymaktadır? O zaman, burada, misafirlerine yeni ve lezzetli yemekler sunmayı arzulayan hanımlar için sizce,"Körili Mayıs Böcekleri"nden ya da eğer daha gizemli bir isim istiyorsanız, "Larvae Melolonthae a la Grugru"dan (Sert meyveli Akrokomya Palmiyesi Kurdu usulü Mayıs Böceği Larvaları) daha iyi ne olabilir? Toprak sahibi konuklar, bunun üzerine, masanızda, kısasa kısas yasası gereği, en kötü böcek işkencecilerinden birine, aynı şekilde karşılık verme fırsatının zevkine varmalılar. Çiftçi eliyle götürülmesi gereken diğer yemek, Telkurdu soslu Kızarmış Mayıs Böcekleri'dir. Ancak, küçük 'solucan' (kurt) sözcüğüne itiraz edilebilir. Öyleyse, bunu, menümüze Takla Böceği soslu Kızarmış Mayıs Böceği olarak yazarak, zarif bir şekilde titizliği olan kibar duygularımıza yaltaklanalım".
Larva ve ergin mayıs böceklerinin yenmesi, bugün, halen Avrupa'da tek tük süren bir gelenek olmakla beraber, eskiden, orada açıkça yaygındı. Mayıs böceği Melolontha vulgaris'in halk hekimliğinde kullanımı, geçmişte yaygındı. Larvalarından elde edilen yağ, romatizma tedavisinde olduğu kadar, sıyrıklarda ve diğer yaralarda ilaç olarak kullanılıyordu ve şarapta bekletilmiş erginlerinin ise, kansızlığın tedavisinde faydalı olduğu sanılıyordu. Yılın ilk mayıs böceğinin kafasının ısırılarak koparılmasının, bunu takiben 12 ay boyunca, yüksek ateşe karşı koruma sağlayacağına inanılıyordu. Ezilmiş mayıs böceklerinin, sara hastalığının tedavisinde faydalı olduğu düşünülüyordu ve Romalı bilgin Pliny'nin, iki kertenkele arasında bağlanmış, mayıs böceklerinden haziran böceği Polyphylla fullo (L.)'nun, (Melolonthinae), 4 günlük yüksek ateş (sıtma) tedavisi olduğunu savunduğu söyleniyordu. Klausnitzer (1981), 3 boynuzlu Minotor böceği (Typhoeus typhoeus [L.], Geotrupidae), boyun çevresine asıldığında, pek çok hastalığa yönelik bir halk tedavisi olduğunu ve bok böceklerinin, kulak ağrısına, mesane taşlarına ve bedende su toplanmasına çare bulduğunu göstermiştir. Hatta, kutsal bok böceğince yuvarlanmış dışkı topakları, pahalı ilaç tedavilerinde kullanılarak "kutsal bok!" küfrüne gerçek anlamı veriliyordu.
Holt (1885), böceklere karşı gösterilen iğrenmenin, artık, ilaç olarak yaygın kullanılmamasından, artmış gibi göründüğünü gözlemiştir. Köy şarlatan hekimlerince ve bilgelerince çare olarak reçetelendikleri gerçeği, insanları, herhangi bir oranda, bunları yutma fikrine aşina hale getirmiştir. Şimdi, 120 yıl sonra, insanların, çevrelerindeki bitkilerden daha fazla izole olmaları, bundan daha kötüdür.
Diğer bir tünelci bok böceği olan Geotrupes stercorarius L. (pislik böceği), Ortaçağ'da yaygın biçimde kötü güçlerle ilişkilendirilmiştir. Reitter, fırtına tanrısı ile bazı ilişkilendirilmelerinden ötürü, daha sonra orta Avrupalılar'ın yaptığı gibi, eski Yunanlılar'ın, bunu, şeytanın atı olarak gördüklerini açıklamıştır. Finlandiya'da, bok böceğinin kurtuluşu, fırtınaları ve ürün kayıplarını gidermeye yardımcı oluyordu; oysa, Avusturya'da, bu, hayalet benzeri alametlerle ilişkilendirilmiştir. İsveç'te, bok böceği, doğa üstü güçlerle aşılanmıştır ve doğu Almanya'da ise, bu, cadılarla ilişkilendirilmiştir. Bu bok böceği, ayrıca, hava tahmininde ve fala bakmakta kullanılmıştır. Bir Fransız efsanesine göre, bu, Golgota'daki (İsa'nın çarmıha gerildiği yer) haçın dibindeki İsa'nın kanının damlalarını içmiştir ve bunun, alarm durumlarında böceğin kırmızı sıvının bir damlasını dışarı sızdırdığı gerçeğiyle seyrek bir ilişkisi bulunmaktadır.
Geyik böceklerinin (Lucanus cervus [L.]) kullanıldığı kın kanatlı simgeciliği, Almanya'da ve çevresindeki ülkelerde yaygındır. Geyik böceği, gök gürültüsü ve şimşek tanrısı Thor ile yaygın olarak ilişkilendirilmiştir. Cambefort'a (1994) göre, bok böceğinin İsa'yı simgelediği ilişkilendirme, yaygın olarak kabul edilmiştir ve Alman ressam Albrecht Durer, pek çok tablosunda, geyik böceğini, İsa olarak konumlandırmıştır. Yaşlı Pliny, hem Yunanlılar'ın hem de Romalılar'ın, hastalığı önlemek için, çocuğun boynuna, bir geyik böceğinin kafasını asmayı önerdiğini gözlemiştir. Almanya'da, geyik böceği, halen, geleneksel Baverya kıyafeti üzerinde bir aksesuar olarak bulunabilir. Ayrıca, Sprecher ve Taroni (2004), ilk başta, cinsel uyarıcı olarak kullanılan geyik böceğinin küllerinin, etkili bir aşk iksiri olduğunu rapor etmiştir. Diğer taraftan, bu böceğin çeneleri, kasınçları (krampları) engelleme amaçlı muska olarak ya da idrar söktürücü olarak, Avusturya'da takılmaktadır.
Bu halk inançlarının kökenleri ve Avrupa'da yayılması, zamanın sisleri arasında kayıptır. Örneğin, Avrupa'daki farklı faunaya ve koşullara uyması için, çoğu Akdeniz kutsal bok böceğinin yerini, Mısır asıl evren biliminden başka amaçlarla diğer bok böcekleri almıştır.
Asya
Asya'daki bok böceklerinin insanlarca kullanılması, öncelikle, bazen hekimlikte, dinde (Taoculuk) veya sanatta olmakla birlikte, gıda amaçlıdır. Böceklerin tüketilmesi, böceklerin bol ve nispeten besleyici olmalarından dolayı, Güney Amerika'da olduğu gibi, Asya'daki yerli halklar arasında yaygındır. Japonya'da ve Çin'de çeşitli böcekler yenmiştir, fakat Çin'de yenilen Catharsius molossus'un (L.) (Katarsis: Arıtıcı) (Scarabaeinae) larvalarına değinen Donovan dışında, özellikle bok böceklerine gönderme yapan hiçbir atıfım yoktur. Bok böcekleri ailesinin larvalarının, pupalarının ve erginleriranin, halen Güneydoğu Asya'nın pek çok bölgesinde düzenli olarak yenildiği görülmektedir, ancak, görüldüğü kadarıyla, Güneybatı Asya'da, bunun, nadir olduğu ifade edilmektedir.
Bristowe (1932), özellikle bok böceklerini [Scarabaeinae (gerçek bok böcekleri) alt ailesi] ve larvalarını sevmelerinden dolayı, böcek yeme alışkanlıklarından ötürü, Taylandlılar, Laoslular'ı "iğrenç beslenenler" olarak görmektedirler. Aslında, yaygın olmamasına rağmen, Tayland halkı, bazı bok böceklerini tüketmektedir. Tayland'da, Holotrichia (beyaz larvalı, kök zararlısı mayıs böceği) (Melolonthinae: mayıs böcekleri alt ailesi) türlerinin erginleri olduğu kadar, Copris türlerinin ve Onthophagus türlerinin erginleri de yenmektedir. Ayrıca, Anomala antigua (Gyll.) (Rutelinae: Parlak yaprak mayıs böcekleri) da yenmektedir (Defoliart, kaynak vermeden 1989).
Bristowe (1932), Laos'ta yenilen bok böceklerini gözden geçirmiştir. Işığın başına üşüştükleri gece yarısı toplanan, Adoretus compressus Weber (domuzlan böceği) ve A. convexus Burm. (domuzlan böceği) (Rutelinae) rağbet görmüştür. Bunlar, tipik olarak fırında kızartılmış ve sonra, bunların üst kanatları çıkarılmıştır. Bu türler, inek ve Amerika bizonu dışkılarının altında aranmıştır. Bok böceği olmamasına rağmen, larvalarının, çoğunlukla, kompostta veya dışkı dahil diğer çürüyen bitkisel maddeler içerisinde beslendiği görülmüştür. Erginleri, genellikle, fırında kızartılmış (bazen kızartılmış) ve sert, kitinli kısımları koparıldıktan sonra ya tek başına ya da köri kullanılarak yenmiştir; larvaları ve pupaları ise, hindistan cevizi sütünde bekletilip fırında kızartılmıştır. Diğer büyük gergedan böceği Xylotrupes gideon (L.) (Siyam gergedan böceği) (Dynastinae: gergedan böcekleri) de , daha az sevilmekle birlikte, yenmiştir. Larvaları, bazen, hindistan cevizine ve şeker palmiyelerine zarar verirler ve buralarda kolaylıkla bulunurlar. Filipinler'de ve Malezya'da, bu türün erkekleri, spor maksadıyla birbirleriyle dövüştürülürler fakat bu etkinliklerde, çok fazla para el değiştirdiği için böcek dövüşlerini yasaklayan bir kanun yürürlüğü konmuştur. Bok böcekleri arasında, Onitis virens Lansberg (Scarabaeinae), sığır dışkısında yaygın bulunmuş ve fırında kızartılıp tuzla yenmiştir. Heliocopris'in (Scarabaeinae) büyük siyah türleri, fırında kızartılıp ezilmiş ve üzerilerine köri eklenmiştir. Burma'nın Şan (Shan) bölgesinde, Heliocopris bucephalus'un (Fabr.) pupaları, lezzetli bulunmuş ve hatta ihraç edilmiştir. Mart'tan Mayıs sonuna kadar, bunlar, toprak yüzeyinin 1-2 fit (30,5-61 cm) derinliğine dışkı kuluçka topaklarında bulundukları için aranmışlardır. Ayrıca, sığır dışkılarında bulunan diğer çeşitli kurtçuklar, Oryctes rhinoceros ve Xylotrupes gideon (Dynastinae: gergedan böcekleri) larvaları dahil,, yağmurlu mevsimde toplanıp yenmiştir.
Vietnam'da, Bodenheimer'a göre, mayıs böceğinin erginleri (Melolonthinae), Nisan'da toplanıp, öldürülmüş ve önce dış kanatları (elitra), kanatları (iç), antenleri, bacakları ve bağırsakları çıkarıldıktan sonra, tatlı ve ekşi "Nuoc mam" balık pişirme sosunda, bir gece bekletilmiştir. Bu, bir Hue kralının, üç senelik haracının parçası halinde, hazırlanmış haldeyken kişisel hediye olarak, eskiden, Pekin'deki imparatora gönderdiği derecede lezzetli bulunuyordu.
En azından, Melolonthinae'nin 4 farklı türü [Lepidiota stigma (şekerkamışı kurtçuğu) (Fabr.), Lepidiota türleri ve iki Leucopholis (kök kurtçuğu) türü], Malezya'da ve Tayland'da yenmiştir. Dört türün hepsinin larvaları ve erginleri, yerel pazarlarda satılmıştır. Larvanın geleneksel tasviri, çoğunlukla, pirinç karıştırıcılarına ve diğer evde kullanılan eşyalara oyulmuştur. Bu bok böcekleri, fırında kızartılarak ya da hindistan cevizi yağında kızartılarak hazırlanmıştır.
Netolitzky tarafından, Megasoma actaeon'un (L.) (fil böcekleri) (Dynastinae) Malezya'da yendiğinin açıklanması, yanlış bir teşhisten kaynaklanmaktadır; bu, M. actaeon'un Hindistan'da büyük coşku ile sunulduğu Indiana Jones ve "the Temple of Doom" fimlerinde gösterilen ziyafetin müjdecisi olması dışında, bu böcek, sadece Yeni Dünya tropiklerinde bulunmaktadır!
Bok böceklerinin halk hekimliğinde kullanımı, yaygınlaşmıştır ve özellikle Çin'de olmak üzere Asya'da halen yaygındır. Bristowe (1932), Heliocopris türlerinin (Scarabaeinae), Laos'ta, ishal ve dizanteriye karşı ilaç olarak kullanıldığını rapor etmiştir. Fırında kızartılmış, ezilmiş böceklerle, biraz toz kireç (kalsiyum) ve safran içilecek suya eklenmiştir. Karışımın kalsiyum karbonat bileşimi, düzeni bozulmuş mideye yararlı olmuştur. Ancak, bok böceklerinin, tenyaların, bağırsak solucanlarının ve hastalık yapan bakterilerin ara konağı olduğuna dikkat ediniz! Parazitlerin ve mikropların tüm safhalarını etkisiz hale getirecek yeterli dercede yüksek sıcaklıkta fırında kızartmanın yapılıp yapılmadığını bilemiyorum ancak merak ediyorum. Xu ve arkadaşları (2003), Çin'de, Catharsius molossus'un bağırsağından Escherichia coli O157:H7 suşunu elde ettiklerini açıklamış ve aynı bölgeden 383 ishal hastasının dışkı örneklerinden, aynı soyun izole edildiğini belirtmiştir. En önemlisi, kromozom DNA sınır parçalarının atımlı alan jel elektroforezini (PFGE) ve PCR yöntemini kullandıklarında, böcek izolatlarının PFGE biçiminin ve hastalık yapıcı genlerinin, kanlı ishal ve kalın bağırsak iltihabı yapan Escherichia coli hemolizin A (EHEC-hlyA) gibi insan izolatlarınınkiyle aynı olduğunu bulmuşlardır. Yine de, bok böcekleri, geleneksel Çin halk hekimliğinde, pek çok hastalıkta, özellikle, örneğin, Huang ve arkadaşları (2005), APTMNET (2005), Lei Yun Shang Song Fen Tang Co. (2005) ve Corona Science and Technology Development Co. (2005) gibi kanser tedavisinde, yaygın olarak kullanılmaya devam etmektedir. Klausnitzer (1981), Japon halk hekimliğinde, bok böceklerinin kullanımına değinmiştir.
Avustralya, Yeni Gine ve Melanezya
Bazı Avustralyalı aborjinler, bok böceklerini, hem ongun (totem) hem de gıda olarak kullanmışlardır. Bu göçebe insanlar, neredeyse buldukları her hayvanı yediklerinden, adeta her fırsatta, Scarabaeidae ailesininkiler dahil, böcek larvalarını tüketmektedirler. Böyle durumlarda, larvalar, genellikle, düzeltilene ve pişirilene kadar, kısa bir süre kor ateş üzerine yerleştirilir. Hope (1842), Anoplognathus viridaeneus'un (Donovan) (Noel böceği) (Rutelinae), kuzey Avustralya'daki aborjinler tarafından yendiğini rapor etmiştir.
Bok böceklerinin ongun olarak kullanımı, sadece, küçük bir bok böceğinin (uchalka) ve uzun boynuzlu bir kın kanatlının [Cerambycidae (tekeböcekleri) ; idnimita (kurtçuk)] larvalarına özel önem veren, orta Avustralya'daki belirli gruplar içerisinde bilinmektedir. Spencer (1928), ongun hayvanın, verimlilik ayinini içeren törenlerin parçası olarak, yendiğini gözlemiştir. Eğer ongun hayvan, yenmiyorsa, böceğin, sonradan, gıda kaynağı olarak kullanılmasına yetecek sayıya ulaşamaması tehlikesi olmuştur.
Yeni Gine'de, Miklucho-Maclay (1875), tüm böceklerin, özellikle büyük böceklerin, Papualılar tarafından çiğ ya da pişmiş olarak yendiğini açıklamıştır. Yeni Gine'nin büyük kın kanatlılarının çoğu, bok böcekleri veya uzun boynuzlu kın kanatlılardır. Yeni Gine'nin Orta Dağları'nda yaşayan Çimbu halkının parçası olan Çuave (Chuave) halkı, büyük şevkle, bok böceklerinin odun delen ve kökle beslenen larvaları dahil, tüm hayvanları, gıda için arayıp bulmuştur. Bosavi Dağı'nın kuzeyinde yaşayan Onabasulu halkı, Oryctes centaurus Sternberg (gergedan böceği) (Dynastinae) larvalarını olduğu kadar, gergedan böceklerini de yemiştir.
Bernatzik (1936), Oryctes rhinoceros  larvalarına, Solomon Adaları'ndaki Owa Raha halkı tarafından, bir yiyecek kalemi olarak, çok değer verildiğini kaydetmiştir. Trobriand Adaları'nda yaşayan bir Melanezya halkı olan Kirivinalılar, gergedan böceği Scapanes (Melanezya gergedan böceği) türlerinin (Dynastinae) larvaları dahil, çeşitli böcekleri yemiştir.
Kuzey Amerika
Kuzey Amerikalı Kızılderililer, bok böcekleri dahil çeşitli farklı böceklere aşina olmuştur. Her bir kabilenin, bu böcekler için kendi isimleri vardı ve kültürün dilbilimsel bileşiminin kısa bir örneği, aşağıda, Güneybatı'lı Navajo'ya aittir. Kuzey Amerikalı Kızılderililer, büyük ölçüde, gıda ve ilaç olarak veya törenlerde böceklere önem vermemiştir. Kuzey Amerikalı Kızılderilileri Rehberi'nin çeşitli ciltlerinin incelenmesi, devamlı olarak, bok böceklerine, kın kanatlılara ve hatta böceklere hiç değinmemektedir. Muhtemelen, bu, kabuklu deniz hayvanlarında, balıklarda, kuşlarda ve memelilerde bulunan hayvansal proteinin daha fazla ve/ ya da tutarlı biçimde hazır bulunmasıyla ilişkilidir.
Clausen' atıfta bulunmakta olan Cherry (1993), yeşil haziran böceğinin [Cotinis nitida [L.] (Haziran bok böceği) ; Cetoniinae) larvalarının davranışının açıklandığı, güneydoğu ABD'li Çerokiler'in bir efsanesini anlatmıştır. Bir konsey toplantısının Şefi olarak faaliyet göstermekte olan Haziran bok böceği (Cotinis), bir öneriden kahkahadan sırtüstü yere düşecek kadar eğlenmiş. Ayaklarıyla bağlantı kurmaya çalışmış ama başaramamış ve bu nedenle, sırtüstü sürünmek zorunda kalmış. Diğer bok böceklerinin aksine, günümüzde, C. nitida'nın larvalarının sırtüstü hareket ettiği bilinmektedir.
Yerel canlıları isimlendirme yöntemleri, etnobiyologların (yerel halklarla, çevresindeki hayvan ve bitkiler arasındaki etkileşimi inceleyen bilim adamlarının) epey ilgisini çekmektedir çünkü sınıflandırma sistemlerinin evriminin, bir miktar anlaşılmasını sağlamaktadır. Hitchcock (1962), böceklerin yalnız türlerinin, Kızılderililer tarafından ayırt edilemediğini ve böceklere ilişkin cins teriminin, bazen, diğer farklı hayvan gruplarını da içerdiğini gözlemiştir. Bu, Kızılderililer'in, yakın akraba memeli cinslerini ayırt etmekte gösterdiği beceriyle, tamı tamına zıt olmuştur. Genel olarak, bir Kızılderili grubunun, böceklerden yararlanması arttıkça, farklı tiplerine verdikleri isim sayısı da yükselmektedir. Wyman ve Bailey'in yaptığı çalışmalarda, 701 geçerli Navajo isimlerinden, teşhis edilmiş kaynak koleksiyonunda gösterilen 1027 böcek türü elde edilmiştir. Günümüzdeki 204 kın kanatlı türü arasından, % 87'sine özel isim verilmiş ve bunlardan birkaçını, bok böcekleri oluşturmuştur. Navajolar, isimleri, sadece, tümü, aynı sınıflandırma grubuna ait olabilen hayvanlara değil, birbirlerine büyük benzerlik gösteren, çok farklı gruplardan hayvanlara da uygulamışlardır. Gruplar arasındaki ayrımlar, aynen, ilk Avrupalı biyologların, balinaları memeliler yerine balıklar içerisinde sınıflandırdıkları gibi, yapı, davranış ve yaşam ortamı benzerliklerine dayanarak yapılmıştır.
Bok böcekleri (Scarabaeinae) ve bazen diğer kın kanatlı ailelerinin hepsi, Navajolar arasında, "dışkı yuvarlayıcılar" (İngilizce çevirisinde) olarak bilinirler, çünkü bu kın kanatlılar, yaygın olarak, dışkıda bulunurlar. Canthon (bok böceği) türleri, görünüşte, vücudunun şekline ve elle tutulduğunda kın kanatlı tarafından refleksle ya da tehlike işaretinde atık sıvının çıkarılmasına seyrek bir şekilde değinen "kare- idrar fıskiyesi" olarak da bilinirler. Orizabus pyriformis (LeConte) (kuyruk plakası yoğun olarak, tamamen buruşuk oyuklu gergedan böceği) (Dynastinae) larvaları, ölü ya da çürüyen ağaçlarda yaşayan larvalarından veya Navajoların, larvalarının konak ağacın ölümüne neden olduğu (aslında öyle değildirler) inancından dolayı, odun yiyen (aynı şekilde termitlere de uygulanan) ve "büyük ağaç katili" olarak tanınmaktadır.
Navajolar için, birkaç kın kanatlı ve kın kanatlıya benzer böcek (bok böcekleri dahil), "kaya kunduzları" ya da "büyük kaya kunduzları" olarak isimlendirilmektedir. Eğer böcek, daha büyük olursa, "Kaya kunduzu'nun yavrusu", Scarabaeidae'nin daha küçük (fakat ergin) türlerine (örneğin, Aphodiinae: Aphodius türleri; Melolonthinae: Diplotaxis türleri, Phyllophaga türleri; Dynastinae: Cyclocephala türleri, Tomarus türleri) değinmektedir. Polyphylla (manas) türlerinin (Melolonthinae) erginlerine, ayırt edilebilecek biçimde şeritli olduklarından, "Şeritli kaya kunduzu" adı verilmektedir. Hakim bir renk gösteren diğer bok böceklerine, "Sarı kaya kunduzu" ve "kırmızı kaya kunduzu" denilmektedir.
Latin Amerika
Böceklerin yenmesi, çoğunlukla, yerli halkın beslenmelerinde, vazgeçilmez ve tamamlayıcı bir rol oynar çünkü genel hayvansal protein eksikliğini gidermektedir. Böcekler, leziz yemek olarak değil, beslenmelerinde bulunmayan temel besin unsurları olarak tüketilirler. Büyük miktarlarda, yaygın olarak yenilen bu böcekler, yüksek kalori değerine sahiptir ve yağ ve protein açısından zengindir. Böcekler, mineral tuzları ve vitamin kaynağı açısından daha az önem taşırlar.
Meksika'da, pek çok böcek tüketilmektedir (kişisel gözlem; Conconi ve arkadaşları, 1984). Kızılderililer, Nayarit ve Chiapas'taki Strategus (öküz böcekleri) türlerinin larvalarını, Chiapas'taki Xyloryctes (gergedan böceği) türlerinin larvalarını (her ikisi de Dynastinae alt ailesindendir), Michoacan'daki Phyllophaga (haziran böceği) (Melolonthinae) türlerinin larvalarını yemektedirler. Tarihsel olarak, Aztekler, kehanet amacıyla "çok parlak kırmızı örümcek" gibi bir mayıs böceğini (bok böceğini) kullanıyordu. Yere bir haç çiziliyordu ve bir mayıs böceği, haçın ortasına yerleştiriliyor ve üzerine tükürülüyordu. Eğer mayıs böceği, kuzeye doğru kaçarsa, söz konusu hedef, öleceğini biliyordu, ancak başka herhangi bir yöne kaçarsa, kişi yaşıyordu.
Güney Amerika'daki pek çok Kızılderili kabilesi, beslenmesinde sürekli olarak böcekleri kullanmaktadır. Palmiye kurtlarının larvaları [Curculionidae (Hortumlu kın kanatlılar) , Rhynchophorus (palmiye böceği) türleri), uzun boynuzlu kın kanatlılar (Cerambycidae: Tekeböcekleri) ve şeker kın kanatlıları (Passalidae), yerli yiyecekleriyle ilgili yayınlarda, en belirgin biçimde öne çıkanlardır. Guyanalı Wapishana halkı, larvaları, leziz bir yiyecek olarak görmüş ve bunları çiğ ya da geniş biçimde doğrayıp haşlanmış pirinçle fırında pişirmiştir. Şeker kın kanatlıları, yarı koloni halinde yaşamaktadırlar ve bu nedenle, yaşadıkları çürümüş kütüklerde, pek çok larvayı, aynı anda görmek mümkündür. Dufour (1987), Kolombiya'nın Vaupes bölgesindeki Kuzey Amazonlar'ın Tukanoan Kızılderilileri'ni incelemiştir. Bu halk, çeşitli böcekleri yiyen, ormanlık alanları ekili alanlara dönüştüren bahçıvanlardır. Sonradan larvanın gelişeceği çürüyen gövde özlerine yumurtlayan palmiye kurtlarını ve şeker kın kanatlılarını çekmek üzere, bilerek, palmiye ağaçlarını kesmişlerdir. Larvaları, idareli bir kaynak oluşturur. Kın kanatlıların larvaları, erginlerine göre daha çok tercih edilmelerine rağmen, Tukanoanlar, larvalardan daha çok, büyük (yaklaşık 40 mm) bir bok böceği olan Megaceras crassum Prell'in (gergedan böceği) (Dynastinae: gergedan böcekleri) erginlerini sevmişlerdir. Dufour, bazı böceklerin (bok böcekleri dahil), zaman ve mekan bakımından daha az önceden kestirilebilir olduğunu ve bu nedenle, iyimser olarak, küçük miktarlarda toplandığını belirtmiştir (Şekil.5). Palmiye kurdu, termitler (Syntermes türleri) ve yaprak yiyen karıncalar (Atta türleri) gibi, diğer böcek gıdaları ise, daha çok miktarda aranmış ve toplanmıştır.
Netolitzky (1920), Brezilya'da, Minas Gerais'de, Megasoma hector Gory'nin (Çin Yelpaze Palmiyesi Fil Böceği) büyük kurtlarının (= M. anubis [Chevrolat]), kömür ateşinde kızartıldığını açıklamıştır. Doğu Paraguay ormanlarında yaşayan Guayaki halkı, çürüyen pindo palmiyelerinde yaşayan şeker kın kanatlılarının kurtlarını beğenmektedir. Kuzeybatı Amazonlar'ın Tukanoan Kızılderilileri gibi, bunlar da şeker kın kanatlıların üreme alanlarını oluşturmak üzere ağaçları keserek ya da üzerilerinde kertik açarak kurtların sayısını artırmışlardır.
Platycoelia lutescens Blanchard'ın (krem renklidirler) (yerlilerce anılan adıyla: beyaz kedi) (Rutelinae: parlak yaprak mayıs böcekleri) erginleri, Ekvator, Quito'da geleneksel bir gıda kalemi olarak satılmaktadır (Şekil.6). Ruddle'a göre, kültürel olarak daha az dış tesir altında kalmış Venezuela'daki ve Kolombiya'daki Yupka-Yuko Kızılderilileri, vücutlarındaki protein ve yağ gereksinimlerini karşılamak için, beslenmelerinin önemli bir unsuru olarak, böcekleri, ellerinde bulundurmaktadırlar. Toplumlarında, kın kanatlılar, küçük ama lezzetli bir gıda kaynağı oluşturmaktadır. Podischnus agenor'un (Olivier) (Dynastinae) larvaları ve erginleri, "fazlaca et içerdikleri" için özellikle aranmaktadır. Tercih edilen yöntemi; başını, göğsünü, bacaklarını ve kanatlarını çıkarıp hafifçe kızarması için küçük bir kebap şişine karnını dizmek olduğu halde, bazı insanlar, özellikle çocuklar, bunları çiğ yemektedir. Ruddle, makrofaunasının avlanma ve yaşam yerinin yok edilmesi sebebiyle tükenmesiyle, pek çok Yukpa insanının, hayvansal protein sıkıntısıyla karşılaştığı sonucuna varmıştır. Bu ormanlara uyum sağlamış hayvan türleri, giderek kıtlaşmakta ve bunların yerini, hayvansal protein bakımından daha fakir, insanlarca teşvik edilmiş yaşam ortamlarında gelişen türler almıştır. Bunun sonucu olarak, böceklerin tükenmesi, dış kültür tesirinin etkisinden çok, daha büyük plandan kaynaklanan artan kıtlıkla pekiştirilmektedir.
Şekiller. 5-6. (5):  Brezilya, Manaus'ta toplanmış, muhtemelen Megasoma actaeon (L.) (Dynastinae) bok böceği larvası. Bu makalenin yazarı Brett C. Ratcliffe'nin fotoğrafı. (6): 1999'da, Ekvator, Quito'da, gıda olarak satılan  Platycoelia lutescens. A. Paucar'ın fotoğrafı.

Latin Amerika'da bok böceklerinin gıda olmayan kullanımı azdır. Kuşların tüyleri, resmi tören süslerindeki temel bileşenlerdir, ancak süsler, parlak renkli böceklerin, özellikle bok böceklerinin ve odun delen böceklerin (Buprestidae: süslü böcekler), kanat örtülerinden de yapılmaktadır. Ekvator'un doğu ovalarındaki Jivarolar, Chrysophora chrysochlora'nın (Parlak yaprak mayıs böcekleri) (Latreille ) (Rutelinae) parlak, metalik yeşil elitrasını (kitinleşmiş kanatlarını) , pronotumlarını [böceklerde, birinci göğüs bölütünün sırt bölgesi] veya tüm vücutlarını kullanarak, güzel başlıklar yapmaktadırlar (Şekil.7). Sabah (2004), Ekvator'daki Şuar (Shuar) ve Sekoya (Sequoia) Kızılderililerinin de benzer kullanımları olduğunu açıklamıştır. Brezilya'da, Venezuala'da, Kolombiya'da ve Guyanalar'da, büyük gergedan böceklerinin boynuzları da kolye şekline getirilmektedir (Şekil.8). Ruddle, Venezuela'daki ve Kolombiya'daki Yupkaların, yusufçukların arka kanatlarıyla birlikte, büyük kın kanatlıların arka kanatlarını ve elitrasını kolye süsleri olarak kullandığını ve büyük böceklerin, özellikle Podischnus agenor'un (Olivier), femurlarını (bacak eklemlerinin dipten itibaren üçüncüsü), böcek ayraçları olarak kullandıklarını belirtmiştir.
Şekil. 7. Saç kordelesindeki üç tüm  Chrysophora chysochlora (oklar) erginin yer aldığı Jivaro başlığı. Her bir kın kanatlı, 30 mm uzunluğundadır. Bu makalenin yazarı Brett C. Ratcliffe'nin fotoğrafı.
Şekil 8. Güney Amerika'daki bir erkek çocuğun taktığı Megasoma actaeon'un pronotumu [böceklerde, birinci göğüs bölütünün sırt bölgesi]. Fotoğraf, Japonya, Tokyo, Shogakukan AŞ'nin izniyle.


Koch-Grunberg (1921), "Bok Böceklerinin Dansı" olarak bilinen, kuzeybatı Brezilya'nın en ucunda bulunan Kaua halkının maskeli bir dansını gözlemiştir. El ele dans ederken ve şarkı söylerken, törensel asalarla bir çubuğu (dışkı topağını temsilen), öne arkaya yuvarlamışlardır. Koch-Grunberg'in dansa ilişkin yorumu, bunun, kötü ruhları ve uzaklaştırma ve verimliliği teşvik etme yeteneği olan sihirsel arınma gücüne dayanmış olmasıdır. Dansın hareketlerinin, bok böceğinin davranışına benzediği sanılmıştır.
Reitter (1961), bazı Kızılderililerin, bu hayvanların büyüklüğü (yaklaşık 150 mm) ile ilişkilendirilmiş özel güçlerin, onların yenmesiyle kazanılabileceği inancından (taklit kabilinden büyü) dolayı, Dynastes hercules L.'yi (herkül böceği) (Dynastini) yediklerini göstermiştir. Bolivya'daki Titikaka Gölü Platosu'ndaki Aymaralar'a göre, belirli bir bok böceğinin, deliliğe yol açtığına inanılıyordu ve, bazen, deli bir insana değinirken, "birisi, kendisine içmesi için bok böceği vermiş" ifadesini kullanmaktaydılar.
Cambefort (1994), bok böceklerini kapsayan yaradılış mitlerinin, Aksak isimli büyük bir bok böceğinin, kilden erkek ve kadın olarak şekillendirildiği, Güney Amerika'nın Chaco bölgesindeki belirli Kızılderili kabileleri gibi bazı şaman toplumlarında bulunduğunu gözlemiştir.
Özet
Bok böcekleri, büyüklüklerinden, sayılarından ve güzelliklerinden ötürü, insanlıkla etkileşimleri açısından, çeşitli roller oynamışlardır. İnsanların bok böceklerini en fazla kullandığı kategoriler; din ve folklor (halk bilimi), halk hekimliği ve resmi tören süsleridir.
Bok böcekleri, bir zamanlar, eski Mısırlılarda ve daha az biçimde, civarındaki Akdeniz kültürlerinde öyle oldukları halde, günümüzdeki hiçbir toplumda din açısından önemli görülmemektedir. Bunların halk hekimliğindeki kullanımı, bazı yerlerde devam etmektedir ve yayınlar, bunun çoğunun, günümüz Asya'sında bulunduğunu göstermektedir. Bok böceklerinin parlak renkli kısımları (elitra, pronotumlar ve bacaklar) ve etkileyici boynuzları, hem kıyafetleri hem de vücutları süslemek için, yaygın olarak kullanılmaktadır. Eski Mısırlılar, bok böceklerine, dinsel ve simgesel olarak çok önem vermişlerdir; daha sonra gelenler ise, kutsal bok böceğinden, muska olarak yararlanmışlardır. Günümüzde, tropiklerde yaşayan yerlilerin, ongun (totem) olarak taktıkları büyük gergedan böceklerinin boynuzları, taklit kabilinden büyünün göstergeleridir. Diğer hallerde, bok böcekleri ve onların kısımları, sadece çekici veya estetik açıdan hoş oldukları için takılmaktadır.
Bok böceklerinin insanlarca en yaygın kullanımı, gıda biçimindedir. Böceklerin gıda olarak kullanımına, pek çok toplumda, bağımsız olarak ulaşılmıştır. Pek çok yerli, böceklere karşı seçici olmasına ve sadece belirli türlerini yemesine karşın, diğerleri, neredeyse yakaladıkları her böceği yemektedir. Büyük bok böceklerin larvaları ve bazen erginleri, en çok, büyüklüklerinden ötürü, gıda kalemi olarak sevilmiş görünmektedir. Herşeyden önemlisi, büyüklük önemlidir! Bok böcekleri egemendir!

Kaynak: Scarab Beetles in Human Culture

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder