Bu Blogda Ara

7 Ocak 2011 Cuma

Tanrıların Böceği

Arapça'da Khunfus (Kunfus) anlamına gelen bok böceği, -orta boylu ve simsiyah- tipik bir böcektir ve çoğu insan, doğadaki bir örneğini görse, ona bir kez daha bakmaz. Ancak, eski Mısırlılar'a göre, bok böceği; güneşin, yeniden doğuşun ve hayatın kendisinin sembolüydü.

Bunun sonucunda, Mısır sanatında, en iyi örneklerden bir kısmı, bok böceğine adanmıştır. Üstelik, hiyoroglifsel alfabedeki özelliklerden biridir ve Mısır'da rağbet görmesinden dolayı, ünü Akdeniz çanağının her yerinde yayılmış ve Kuzey Afrika'daki Yunan kolonilerinin ve Etrüskler'in kültürünün parçası olmuştur -- bu, kesin olmayan alışkanlıkları olan vasat bir böcek için oldukça iyi bir başarıdır.

Bir dereceye kadar; bu, tamamıyla eski Mısır mitolojisinin evrimiyle ve içeriğiyle birleştirilmiş bok böceğinin hayat döngüsünden dolayı ortaya çıkmıştır. Gerçekten, "bok böceği" terimi, benzer hayat tarzları ve görünümleri bakımından yakından ilişkili pek çok böceği kapsamaktadır ve Mısırlılar, muhtemelen pek çok farklı türü kutsal olarak kabul etmiştir. Fakat onları en çok etkileyen tür, "Kutsal Bok Böceği" (Scarabaeus sacer) ve onun yakın akrabaları olmuştur; en iyi resimlerin ve heykellerin bazıları, şunu ortaya koymaktadır: bunlar, böcek bilimcilerinin tanıyabilecekleri kadar kusursuz detaylara sahiptir.

Sanattaki yüksek konumuna rağmen, larva ve ergin olarak, -etkin kürekler şeklinde özel olarak değişime uğramış- ön ayaklarıyla açtıkları güvenli yeraltı çukurlarında, hayvan dışkısının içerisinde ya da yanında yaşadıkları için kendisini ününden edecekmiş gibi görünen alışkanlıklara sahiptir.


Bir bok böceğinin uçabileceği şıp diye anlaşılmaz, ancak bedeninin sert siyah yüzeyinin altında katlanmış, şeffaf kanatlar uzanmaktadır. Böylece, bok böceği acıktığında kolayca bir yerden uçarak gider, mükemmel bir şekilde oluşturulmuş dışkı topağını biriktirir ve boş vaktinde keyfini çıkarabileceği çukura ya da başka bir güvenli yere nakleder. Böyle bir topağın havada taşınması, aşırı ağırlık oluşturacağından, diğer araçlar da diğer araçlar da göz önüne alınmalıdır; bazı böcekler, topağı toprak üzerinde, çoğunlukla dikkate değer bir mesafede, ve genellikle düz bir hatta yuvarlamaktadır.

Yolundaki engeli aşmaya çalışan bir bok böceğinin azminin anlaşılması için, izlenmesi gerekir. Örneğin, dik bir hendekle karşılaştığında; bok böceği, topağı ya da her ikisi birden, tekrar tekrar çoğunlukla tepetaklak düşerler. Cehenneme ulaştığında, sadece üst üste aşağıya yuvarlanırken izlemek üzere, dev bir taşı dağın zirvesine itmekle hükümlü olan Yunan mitolojisindeki Sisifos gibi, her defasında topağı yediden konumlandırır, yollarını yine gözden geçirir, topağı yukarı doğru iter ve bir daha düşer. Ancak, Sisifos'un aksine; bok böceği, sonunda başarır. Ayrıca, eski Mısırlılar'a göre, bu başarı önemliydi.

Dişi bok böceği, eşini bulduğunda ve üremeye hazır olduğunda, derinliği bazen toprak altında 30 cm.yi bulan özel bir yeraltı odası inşa eder ve buraya birkaç topak yuvarlayarak, içerisine tek bir yumurta bırakacağı armut şeklinde bir kütle oluşturur. Larvanın besini olan topağın, nemli olması önemlidir çünkü burası, kuruyup sertleşirse, larva açlıktan ölür. Hazırlıklarını yapıp yumurtasını bıraktıktan sonra; dişi, odayı tecrit eder, girişini gizler ve süreci başka bir yerde tekrarlamak üzere oradan ayrılır. Çoğu böcekle karşılaştırıldığında, sadece birkaç yumurta bırakmaktadır, fakat bakım yapmasından ve ayrıntılara önem vermesinden dolayı, bunlardan hep yavru çıkmaktadır.

Bu arada, yeraltında, yumurtadan minik bir larva çıkar ve armut şeklindeki topağın duvarlarında gedik açmadan büyümeye başlar. Zamanla dışkı yenildiğinde, geride sadece ince bir kabuk kalır ve şimdi tam büyümemiş olan larva, vücudundan salgılanan yapıştırıcı ile kabuğu güçlendirir ve -yeni bir bok böceğinin sonunda kabuğundan çıkacağı- pupa safhasına geçer.

Eski Mısırlılar, yeraltındaki yumurta-larva-pupa dönüşümü sonunda tam olgun bir böcek oluştuğunu bilmediğinden, Horapollon'un bir papirüsteki şu yazısında gösterildiği gibi; yeni bok böcekleri, aniden yoktan meydana gelmiş gibi görünmektedir: "Bok böceği, topağını toprağa gömer ve kendi yavrusunun  canlanma dönemi sırasında, ayın bir dolanımına karşılık gelen zaman aralığı olan 28 gün burada gizli kalır. Böcek; güneşin, ayın ve dünyanın doğuşunun aynı ana tesadüf ettiğini bildiği 28'inci günde, topağı açar ve onu suya fırlatır. Bu topaktan, "bok böcekleri" denen hayvanlar çıkar". Horapollon, en azından bir konuda haklıydı: koşullar uygun olduğunda, yumurtanın ergine kadar tüm gelişimi, yaklaşık Ay'ın bir dolanımı süresi olan bir ayı bulmaktadır.

Bu arada, Mısır mitolojisinde, çok yüzlü Panteon şeklindeki en önemli tanrılardan biri, çoğunlukla şahin kafalı bir insan olarak tasvir edilen, güneşin yaratıcısı "Ra"dır (ya da "Re"). Mısırlılar'ınki gibi, aydın bir medeniyetin, güneşi bir ilah için dayanak olarak seçmesi, neredeyse hiç şaşırtıcı değildir; günlük güneşin doğuşu, Mısır'ın mavi göklerinden ilerleyişi ve daha sonra batması; tanrısal gücü ortaya koyuyordu. Ancak, dışkıyla mücadele ederken, bok böceği, nasıl güneşin ihtişamını simgeler hale gelmiştir?

Açıkça, - topağının gömülmesi, batı çöllerinde batan güneşi andırdığı için- aleyhindeki tüm şeyler karşısında sert bir azimle topağını yuvarlayan bok böceği, eski Mısırlılar'ca güneşin aralıksız hareketine benzetiliyordu. Daha da mucizevi bir şekilde, Ay'ın her dolanımına dayanak gösterilerek, mitolojide -yaratıcısı Ra'nın dublörü olarak güneş topağını her gün gökyüzünde taşıyan- dev bir böcek kavramı benimsenmişti. Khepri tanrısıyla, her sabah, güneşin yeniden doğuşu gerçekleşiyordu. Bir süre sonra, bok böceği, genel anlamda yeniden doğuşun sembolüne dönüştü.

Mısır mitolojisinde bok böceğinin ortaya çıkışı, 4000 yıldan daha öncesindeki Eski Krallık dönemine rastlar; ancak rollerinin değer kazanması, Yeni Krallık (M.Ö. 1570-1085) ve daha sonraki dönemlerde görülür. Bok böceğinin en güzel tasvir edildiği yerler, genç hükümdar Tutankamun'un (Hükümdar Tut) cenaze töreni ile ilgili eserlerdir. Örneğin, Tut'un "taht-ismi" Nebkheperura kraliyet kabartması, elbette Khepri'den türemiş isminin sesler bakımından "khepr" bileşenini gösteren bir bok böceği içermektedir.

Bu dönemde yapılan bok böceklerinin çoğu, böcek uzmanlarınca neredeyse tür seviyesinde teşhis edilebilecek  derecede incelik ve özen ile üretilmişti. Kürekler olarak etkinlik göstermekte olan, her ikisi de kazmaya yardım eden özel adaptasyon işlevini gören, ön ayaklardaki pençelere ve baştaki altı çıkıntıya özel dikkat edilir. Pek çok durumda, sanatçıların gerçek model kullanmış oldukları ve doğru bir şekilde orantıları gözledikleri açıktır.

Yeni Krallık'taki ve sonraki dönemlerde, Khepri, daha geniş bir simgesel rol edinmeye başlamıştır. Yeniden doğuşun sembolü olduğu için, mezarlarda kullanılmıştır ve mumyaların kefenlerine özgürce yerleştirilmiştir; bu dönemdeki pek çok mumyanın, -ölünün ruhu, ilahi yargıçlarla yüzleştiğinde, kalbin aleyhte tanıklık yapmamasını güvence altına alacak şekilde tasarlanmış bir büyü içeren yazısı olan- kalbin yerine yerleştirilmiş oldukça büyük bir bok böceği vardır.     

Bok böcekleri, kıdemli dini ve bürokratik memurlar tarafından mühür olarak da kullanılıyordu. Kahire'deki Mısır müzesinde, örneğin, papazların bok böceği mühürleriyle mühürlenmiş, cenaze törenine ait heykelcik kutuları vardır.

Çeşitli anmalık bok böceği biçimleri de rağbet görmüştür ve bazen çok sayıda üretilmiştir -- bu, İngiliz üst tabakasının yaptıklarını, The Times'taki reklamlarla kaydettiği miktarda yüksektir. Böyle bir bok böceği, -Firavun, 102 aslanı boğazladığında- Firavun III. Amenofis'in Kraliçe Tiye ile evliliğini anımsatmaktadır ve bir başkası ise, futbol kulübü namına duvar yazısına benzemekten çok, "Memphis şehri, sonsuza kadar  güçlüdür." ifadesini kullanmaktadır. Yine bir diğeri, umut belirtir -"İsimleri sürsün ve bir oğulları olsun"- ve öbürü ise, iyi dilekler sunmaktadır ("Bubastis, size iyi bir yıl getirsin."). Pek çok bok böceği, şahıs isimlerini kapsadığından, şeceredeki boşluklar, çoğunlukla bu tip verilerle giderilmektedir.

Bu tip kutsal bok böceği kullanımından, özel bir mesaj içermeksizin sadece sağlık, şans, mutluluk ve terfi anlatan iyi şans muskalarına geçiş, kolay bir adım olmuştur. Sonraki dönemlere ait bu tip bok böcekleri, cahil zanaatkarlar tarafından görünüşte doğru olan hiyerogliflerin anlamını yitirtecek kadar aşırı derecede çoğaltılmıştır. Sonunda da, bok böcekleri, çoğu olağanüstü güzellikte olan sadece süs amaçlı şekilde kullanılır hale gelmiştir.

Bok böcekleri, gerçekten, eski Mısır'da kullanılan tüm maddelerde bulunabilir. Granit halinde ya da cenaze töreni odalarının sıva duvarlarında, yarı kabartma olarak bulunur. Bunlar, mezarların duvarlarını süsleyen olağanüstü canlı duvar resimlerinde görünmektedir.  Ayrıca, Tutankamun'un mükemmel mücevherleri içerisine dahil edilmişlerdir ve burada, bazen ek olarak Yukarı Mısır akbabasının kanatlarına sahiptirler.

Ancak, çoğu bok böceği, küçük ve parlak sırlı bir çanak çömlek olan, mavi ya da yeşil çiniden yapılmış taşınabilir tek muskalardır ve Kahire'deki Mısır müzesinde, on binlercesi bulunmalıdır -- Örneğin, burada, biri listelenemeyecek kadar çok renkten ve maddeden bok böceklerini içeren, Kral I. Fuad tarafından toplanmış seçme parçalar olan iki bok böceği sergisi vardır.

İşte, size alçakgönüllü bok böceğinin hikayesi! Hayvanlar, Mısır mitolojisinde ve sanatında göze çarpan biçimde tasvir edildiği halde, sadece böceklere yapılan diğer göndermeler, -birleştiklerinde Yukarı ve Aşağı Mısır'ın sembolleri- sivrisineklerin ve -her zaman ziraate tehdit oluşturan- çekirgelerin bunlara dahil edilmeleridir. Eski Mısır böcekleri arasında, sadece bok böceği, şöhrete kavuşmuştur.      

Kaynak: http://www.saudiaramcoworld.com/issue/198401/beetle.of.the.gods.htm

1 yorum:

  1. merhaba; çok güzel ve ayrıntılı bilgiler için teşekkür ediyorum. bloğunuzu çok beğendim. verdiğiniz değerli bilgilerden çok yararlandım.
    teşekkürler.
    sami aydın

    YanıtlaSil