Bu Blogda Ara

19 Ekim 2010 Salı

Kalp Bok Böceği

Kalbin Tartılması

Yeni Krallık’taki Mısırlılar için, ölümden sonra hayat, gömüldükleri mezardan Ahiret Bölgesi’ne kadar uzanan tehlikeli bir yolculukla başlıyordu. Bu yolculukta, ölülerin etrafı timsah şeytanlarla ve kötü varlıklarla kuşatılıyordu. Eğer tanrılar alemine ulaşmayı başarırlarsa, Horus tarafından karşılanıyorlar ve yaşamlarındaki eylemleri hakkında yargılanacakları Osiris’in huzuruna götürülüyorlardı. Bir taş bok böceğinin arkasındaki yazıya göre, Terazi’nin Koruyucusu olan Anubis, dikkatli bir şekilde kalbi tartıyordu. Terazinin bir kefesine bunu yerleştirirken, diğerine Ma’at’ın tüyünü yerleştiriyordu. Eğer kalp ağır gelirse, kalbin yetersiz olduğuna hükmediliyor ve timsah başlı canavar Amamet’in aç ağzına fırlatılıyordu. Ancak, Kalp Bok Böceği’nin korumasıyla, ruhun “İfadesi İçten” olduğu açıklanıyordu ve Sazlıklar Bölgesi’ndeki atalarının yurduna katılmalarına izin veriliyordu. Karar, ahiret yazıcısı Thoth tarafından gereken şekilde kaydediliyordu.

Bu anlatım, Pensilvanya Üniversitesi Müzesi’nde bulunan gerçek bir Mısır kalp bok böceğinin tam boyutlu müze niteliğindeki birebir kopyasındadır. Bu, asıl sanat eserinden yapılmış bir örnekten alınmıştır. Aslı ise Yeni Krallık dönemine aittir. Müzenin ziyaretçileri, eski Mısır’a ait diğer sanat eserleriyle birlikte gerçek bok böceğini görebilirler.

Mısır Hiyerogliflerinin Anlaşılması

Eski Mısırlılar, günümüzdeki araştırmacıların resimyazı (hiyeroglif) olarak adlandırdığı karmaşık bir yazı kullanmaktaydı. Kendi dillerinde, eski Mısırlılar yazılarını medou netcher ya da “Tanrı’nın yazısı” olarak isimlendiriyorlardı ve içlerinde 700’den fazla resimyazı harfi bulunuyordu. Pek çok insan, hiyeroglifleri basitçe “resim yazısı” diye nitelendirse de sistem bundan çok daha karmaşıktır. Mısırca’nın tek sesli harflerin yanında 2 veya daha fazla sesli harflerden oluşan bir alfabesi vardır. Resimyazıların diğer bir bölümüne nitelendiriciler denmektedir. Bu harfler telaffuz edilemez. Bunlar, kelimelerin sonuna anlamlarını açıklamak üzere konmaktadır.

Örneğin, köpek kelimesi şöyle yazılmaktadır: tsm şeklinde yazılır ve çisim şeklinde okunur. T harfi, “Çilek”teki ç sesine sahiptir. Köpek sembolü, nitelendirici olup genel biçimde kendisinden önce gelen kelimenin anlamını açıklamaktadır.

Zaman sözcüğü ise şöyle gösterilmektedir: Zaman rk şeklinde yazılır ve rik şeklinde okunur. Sağdaki güneş sembolü belirleyicidir.

“Gün” ise şöyle ifade edilmektedir: Gün, hrw şeklinde yazılıp hiriv (v uzatarak söylenir) şeklinde okunmaktadır. Yine, güneş sembolü, kelimenin sınıflandırılmasına ve anlamını açıklamaya yarayan bir nitelendiricidir. Mısırlılar, sesli harfleri yazmıyorlardı; bu nedenle Mısır bilimciler, genellikle kelimenin telaffuz edilebilmesi için ünsüzlerin arasına “e” harfini yerleştirirler.

Kalp Bok böcekleri

Milattan önce yaklaşık 1500 yılından itibaren, Mısırlılar, yaygın olarak günümüzde “Ölüler Kitabı” ya da eski Mısırlılarda “Ahiret Gününe Çıkmanın Bölümleri” olarak bilinen büyü ve cenaze töreni ile ilgili yaklaşık 200 yazılık bir koleksiyonla gömülüyorlardı. Bu yazılar, Kral Unas’tan (M.Ö. 2490) Kleopatra dönemine kadar uzanan uzun bir yazılı cenaze töreni maddesi geleneğinin parçasıdır. Bunlar, “Ölüler Kitabı” kadar “Piramit Yazıları” ve “Tabut Yazıları” da içermektedir. Ölüler Kitabı’ndan yazılar, genellikle papirüse yazılıyordu ve ölünün diğer cenaze töreni ile ilgili malzemeleriyle beraber mezara konuyordu. Bu yazıların amacı, ruhu korumak ve ahirete girişlerini kolaylaştırmaktı.

Eski Mısırlılar, bir kişi öldükten sonra son defa yargılanacağına inanıyorlardı. Kalp, doğruluk ve iyiliğin sembolü olan Ma’at tanrıçasını temsil eden tüyün karşısındaki kefeye konacaktı. Eğer ölünün kalbi, tüyün ağırlığına denk ise; hayatta kötü eylem yapmadığını ve ölünün ahirete girebileceğini ve yeniden yaşayabileceğini gösteriyordu. Eğer kalp, Ma’at’in tüyünden ağır ise; aslan gövdeli ve timsah başlı obur bir iblise yem oluyordu. Bu kişi, ikinci ve son kez ölümünü gerçekleştiriyor ve ahirette yer alamıyordu.

Ölüler Kitabı’ndan birçok yazı, ölünün başarılı bir şekilde ahirete geçmesine yardımcı olmak amacıyla muskalara oyulmuş ya da papirüse yazılmış olarak nakledilirdi. Özel yazılar, kalp bok böceği denen böcek şekilli muskalara (yeşilimsi taştan oyulmuş) yazılıyordu. Mısırlılar, bu kalp bok böceklerini mumyalandıktan sonra mumyanın göğsüne yerleştiriyorlardı. Kalp, mumyalaştırma sürecinde diğerlerinin çoğu çıkarıldığı halde vücutta kalan tek iç organdı. Kalp bok böceklerinde en yaygın Ölüler Kitabı yazısı 30B’dir, ancak bu örnekteki gibi 29B de nadir görülmemektedir.

Bok Böceğindeki Yazının Okunması

Bu muska, bok böceğini temsil etmektedir. Bok böcekleri, yeni günün şafağındaki güneş tanrısı Re’nin yeniden doğuşunu çağrıştırmaktadır. Muskanın arkası, bok böceğinin canlı tasviriyle süslemiştir. Bu yüzde, sekiz satır resimyazı yer almaktadır. Resimyazılar, sağdan sola doğru (İngilizce’nin tersidir) ve en üst satırdan aşağıya doğru okunmaktadır

Çeviri

Bok böceğinin arkasındaki yazı, Ölüler Kitabı’ndan alınmaktadır. “Karnelyan( bir akik türü) kalp muskasından bir yazı” başlıklı 29B yazısı içermektedir. Yazıda, ölü “Osiris” olarak tanımlanmıştır. Çift tırnak içerisindeki kelimeler, ahiret zamanındaki büyülü sözlerdir. 29B'nin çevirisi aşağıdadır:

"Osiris (Ölünün ismi) tarafından söylenecektir. O şunu söylemektedir: 'Ben, ruhlarının arzulayabileceklerini gerçekleştirmek için canlarının dünyaya yeniden ortaya çıkışında, kutsanan kişiyi ölüler dünyasına götürecek Re’nin özü Zümrüdüanka kuşuyum. Kişinin canı, ruhunun isteyebileceklerini yapmak için yeniden dünyada ortaya çıkar. Kelimeler, Osiris tarafından söylenmiştir."

Kaynak: http://www.inhandmuseum.com/Archaeology/Egypt/Heart_scarab.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder